Rahmetli Baki Öz’ün kaleminden…

Sözcük Olarak Rafızilik:

TDK’nın “Türkçe Sözlük”ü “Rafizilik”i Şia mezhebinin bir kolu ve bu koldan olanların inancı olarak veriyor. Ünlü dilci Şemseddin Sami Bey de “Kâmûs-i Türkî“sinin “Temel Türkçe Sözlük” olarak Tercüman gazetesince yayınlanmışında “Şii fırkalarından” olarak verir. Milli Eğitim Bakanlığı’nın “İslam Ansiklopedisinde de maddenin yazan ünlü doğu bilimci Kramers Rafıziliği “Şiiler için kullanılan adlardan biri” olarak niteler. Yalnız Şii kollarından herhangi birinin adı olmadığını da belirtir. Sözcük olarak Ebu Bekir ve Ömer’in halifeliğini kabul etmeme eylemiyle (rafaza) türediğini vurgular (1). “Meydan Laorusse” de “Rafz”ın “bırakma, terk etme” olduğunu yazar (2). Orhan Hançerlioğlu’na göre “Rafızilik”,”Ebubekir’le Ömer’in halifeliklerini yadsıyanların Aliciliği”dir. “Bırakanlar” anlamına gelen Arapça “rafız” ve “rafaza” sözcüklerinden türetilmiştir. Ali’ye aşırı bağlılık gösteren bir anlayıştır. Şiiliğin bir koludur. Bunlar Peygamberden sonra Hz. Ali’nin halife olması gerektiğini ileri sürerler. Daha sonraları Osman ve Muaviye’yi de yadsımışlardır. Tanrı’nın Ali’den belirerek dünyaya yeniden geleceğine inanırlar. VII. y. yılda savunulan bu düşünceler “Batınilik disiplini içerisindedir”. Hançerlioğlu’na göre; Râfızilik, Bâtınilik, Şiilik ve Alevilik deyimleri temelde aynı anlayışta olanları dile getirir (3).

Prof. Brockelmann’a göre “Rafîzilik”in İslam dışı bir kaynağı/kökeni vardır. İslami dönemde bütün Rafızilere “zındık” denir. Zındık, “Sasaniler’de Avesta Ortodoks akidesine karşı, bunun yeni bir yorumunu (zend) yapmaya cesaret eden herkese verilirdi. Sonradan bu ad özellikle Mani ve Mazdek dininde olanlara verilmiştir” (4).

Aleviler arasında oldukça tanınan Halil Öztoprak “Rafizilik”in “dünyayı terk etmiş, hayır yol tutan” demek olduğunu yazarak Kuran’ın Ali İmran suresi 200. ayetini örnek verip, sözcüğün oradan çıktığını söylerse de; Kuran’ın hiçbir çevirisinde adı belirtilen ayette bu sözcüğe ve uzak-yakın anlamına rastlayamadık (5). Öztoprak’ın tanımlaması zoraki bir anlam yüklemedir. Bu anlam, Rafıziliğin çıkışı ve tarihsel süreciyle bağdaşmaz. Çünkü Rafizilik özünde kumlu düzene ve Ortodoks dinlere tepkidir. Dine katıca sarılmak değildir.

İran Şiiliği İçin de Aynı Suçlama:

“Rafızi” adı gerek İran’ı, gerek İran Şiiliğini, gerekse Anadolu Aleviliğini suçlamak, ayıplamak ve aşağılamak için kullanılmıştır. Bugün de aynı anlamda kullanılmaktadır. A. Gölpınarlı Şiiliğe ilişkin, kadın konusunda ahlak dışı göstermek amacıyla yazılan Şeri-İslamcı yayınlardan bir takım bölümler aktarır. Bunlar, “Rafizilik” adı altında Şiiliğe yapılan suçlamalardır. Örneğin; “Rafiza’nın yüz erkeğin adeti beklemeden buluşabileceği (…), onlarca iddet de bulunmadığını (…)” kaynaklardan saptıyor. Haklı olarak şu soruyu yöneltiyor. “Şia’nın hangi fıkıh kitabında görmüşler bunu?” (6). Nedeni belli; karalama, iftira…

Osmanlı’da Rafızi Adı Nasıl ve Neden Çıktı?:

Osmanlı kaynaklarında “rafızi” sözüne tümüyle siyasal bir yafta olarak Sünniliğin dışındaki kesimler için, bir karalama/aşağılama nitesi olarak kullanıldığını görüyoruz. Bu ad ve nite özellikle XVI.y.yıldan itibaren Osmanlı’da bir siyasal terim olarak görev yapmaya başlamıştır.

Bundan olacak ki, tarihçi E. Behnan Şapolyo Aleviliği aklamaya çalışırken, özellikle Rafizilik’ten ayrı tutmaya çalışmış; “Mum söndürme ve herşeyi mübah saymak bu Rafizilerdedir. Kızılbaşlara düşman olanlar Rafizilerin bu kötü âdetlerini onlara yüklerler” (7) der. Halkımızın deyişiyle “vur abalının abası” nadir bu durum.

Rafıziliğin Siyasal Olarak Ortaya Çıkışı:

Rafizilik hakkındaki görüşler farklıdır. Çoğu yazarlara göre Şiilik; Gulat, Zeydiler ve Rafiziler’den oluşur. Kısaca Rafizilik, Şiiliğin bir koludur. Rafizilik ilkin Ebu Bekir’le Ömer’in halifeliğine karşı çıkanlarla başlatılmıştır. Kimileriyse Hz. Hüseyin’in torunlarından Zeyd bin Ali’nin Ebu Bekir’le Ömer’in halifeliğini onaylamamasına karşı çıkanların başlattığı hareket olarak görürler Rafıziliği (8).

Görüldüğü kadarıyla Zeyd pek toparlayıcı olamaz. Düşüncelerini geniş kitlelere benimsetemez. Kimi Şii çevreler Ebu Bekir’le Ömer’i “gasbcı” görmezler. Zeyd’in Emevileri de lanetlememesini isteyerek ondan ayrılırlar. “Râfıza” (ayrı yola gidenler) adını alırlar. Bu adın kendilerine önce Zeyd’in değil Mugire b.Şu’be’nin verdiğini kabul ederler. Rafıziler, önce Zeyd’in kardeşi Muhammed b. Ali’yi, sonra da oğlu Cafer’i gerçek imam olarak ilan ederler. Ne var ki bu kimseler Rafizilerle hiç ilgilenmezler (9).

Prof. E. R. Fığlalı’ya göre “râfızi” sözü dördüncü imam Zeynelabidin’in oğlu Zeyd (699-740)’in Emeviler’in Irakeyn valisi Yusuf b. Ömer es-Sakafi’ye karşı ayaklanması sırasında edebiyata girmiştir. Kendisini yalınız bırakan adamlarına “beni bırakıp kaçtınız, terkettiniz (rafaztumûni)” der. Bu olaydan sonra Zeyd’i yalnız bırakanlara “rafizi” denmiştir(10).

Edebiyatta ve siyasal-yönetsel çevrelerde siyasal bir terim ve ad olarak sürekli kullanılmasına karşın var mı böyle bir din, mezhep, tarikat, devlet ve topluluk?.. “Terkeden” anlamını yitirerek zamanla “sapkın, sapmış, dinden çıkmış” anlamına dönüşen Rafiziler; nerede devlet kurmuş ve nerede yaşamışlardır?..

Nerededir bu Rafizi topluluğu?..

Ne geçmişte, ne de günümüzde ayrı bir Rafizi inancı ve topluluğu yoktur ve olmamıştır. Dün olduğu gibi bugün de siyasal-yönetsel çevreler bu tür siyasal içerikli terimler arkasına sığınarak insanları suçlayıp baskı altında tutmaya çalışmışlardır. Bu, toplumu baskıyla yönetmenin bir yolu olarak görülmüştür. Tüm Batıni akımlar ve Alevi-Bektaşilik bu yolla yok edilmeye çalışılmıştır. Rafızilik olayının içeriği budur. Sünnilik dışı akımları ve inançları önlemenin bir yoludur bu.

Sonnotlar…

(1) Bkz: J. H. Kramers – “Rafiziler”, islam Ansiklopedisi, C: IX, s: 593.

(2) “Rafz” maddesi – Meydan Larousse, Sabah yay. C: XVI, s: 396

(3) Orhan Hançerlioğlu – inanç Sözlüğü, Remzi Kitabevi, ist. 1975, s: 531.

(4) Prof. Cari Brockelmann – islam Ulusları ve Devletleri Tarihi (Çev.: N. Çağatay), TTK yay. Ank. 1992, s: 92.

(5) Bkz: Halil Öztoprak – Kuran’da Hikmet Tarihte Hakikat ve Kuran’da Hikmet incil’de Hakikat, Can yay. ist. 1990, s: 61 v.d.

(6) Bkz: Abdülbaki Gölpınarlı – Tarih Boyunca islam Mezhepleri ve Şiilik, Der yay. ist. 1979, s: 98-135 arası. Alıntı s: 103.

(7) E. B. Şapolyo – Mezhepler ve Tarikatlar Tarihi, s: 256.

(8) Esat Korkmaz – Alevilik Bektaşilik Sözlüğü, Ant yay. İst. 1994, 2. baskı, s: 290 v.d.

(9) Julius.yVelIhausen – islamiyetin ilk Devrinde Dini – Siyasi Muhalefet Partileri (Çev.: F. Işıltan), TTK yay, Ank. 1989, s: 158 v.d.

(10) Prof. E. Ruhi Fığlalı – Türkiye’de Alevilik-Bektaşilik, s: 13 v.d.

Kaynak: Baki Öz, Alevilere İftiralara Cevaplar…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz