Kazdağı tahtacı Türkmenleri dağın güney eteği ile kuzey eteklerinde ki köylerde yaşarlar. Yüzyıllarca dağda göçebe olarak yaşamışlardır. Kereste ve odun satarak geçimlerini sağlamışlardır. Kışın etekteki yerli köylerin yakınlarına kışlak oluşturmuşlar ve o yakınlarındaki köyden ihtiyaçlarını karşılamışlardır. Yazın ise dağın muhtelif yerlerine çıkarak orada kereste biçmişlerdir. O dönemlerde dağlar Cibali Mübaha’dır. Dağda yazın ölenlerin gömüldüğü yaylak mezarlıkları vardır. Mezar taşları kaba taşlar olup üzerlerinde elle çizilmiş Kazayağından başka bir şekil yoktur.

19.y.y. içinde Osmanlı Devleti büyük bir değişim içindedir. Dünyada ise Sanayi devrimi ile üretim biçimleri büyük bir değişim içine girmiştir. Sanayi devriminin Tahtacı Türkmenlerine olumsuz etkisi şerit bıçkıların çıkması ve su boylarında su hızarlarının kurulmasıdır. Bu hızarlar ise azınlıklar tarafından kurulmaktadır. Hızarların çıkması Tahtacıları dağda işsiz bırakmıştır. Ekonomik zorluklar yüzünden Tahtacılar bu yüzyılın ortalarından itibaren yerleşik hayata geçmeye başlamışlardır. Devletin gerek vergi almak, gerekse asker almak gibi nedenlerde göçebelerin iskanı politikaları vardır. Bu arada ormanlarda özelleştirilmeye başlanır. Ormanların yasaklanması Tahtacıları kaçak duruma düşürür. Gerek devletin politikaları gerekse ekonomik sıkıntılar yerleşmeyi teşvik eder. 1843 yılında Kazdağı eteklerinde ilk defa Tahtacı köyü olarak Tahtakuşlar Köyü kurulur. Bu yüzyılın sonlarına doğru başka Türkmen köyleri de kurulmaya başlanır. Cumhuriyetin ilanından sonra artık dağda göçebe Tahtacı Türkmeni kalmaz. Yeni köylerde kurularak yerleşik hayata tam olarak geçilir.1950’li yıllara kadar köyler arasında yoğun bir sirkülasyon yaşanır. Herkes kendine en uygun köyü arar. Bu tarihlerde köyler oturur.

Yerleşik hayata geçildikten sonrada göçebe dönemin uygulamaları bırakılmaz. Tarımla uğraşılmasına rağmen devam ettirilir. Ekonomik hayata tarımsal uygulamalar da katılır. Yalnızca yerleşik hayata geçildikten sonra yakınlardaki yerleşik köylerden bazı uygulamalar zorunlu olarak alınır. Bu uygulamalar hala devam etmektedir. Tahtacı Türkmenler alevi inançlı insanlar olduklarından dolayı dinsel felsefeleri Vahdet-i Vücud üzerinedir. Gelenekleri arasında eski inançlarından kalan gelenekler yoğun bir yer tutar. Cemlerinde Şah Hatayi’den nesefler okunur. Şah Hatayi’nin yeri özeldir.

Hayatı bir yol olarak algılarlar. İnsan doğar yola çıkar, ölünce yol biter. Ayrıca insan gaybtan yani görünmeyenden gelir görünür hale dönüşür. Bundan dolayı doğan çocuğa kız olsun oğlan olsun gözlerine sürme çekilir. O Hak’tan gelmiştir, dünyayı görmeye başlamıştır. Yani görmediğini görmeye başlamıştır. Görünmeyenden gelip dünyayı gördüğü için gözlerine sürme çekilir. Çocuk kırk gün yalnız bırakılmaz. Çünkü anlayışa göre 40 gün araftır. Çocuğun yanında melekler vardır. Eski inançlarda ise çocuğu Sarıkız(Umay ana) getirir, ağzına süt gölünden süt damlatarak onun yaşamasını sağlar. Kırklı çocuk yalnız bırakılmaz. Eğer mecbur kalınırsa çocuğun beşiğinin yanına bıçak bırakılarak yalnız bırakılabilir. En kısa sürede çocuğun yanına dönülür. Doğumundan 40 gün sonra çocuğun kırkı yapılır. Kırkı yapılan çocuğa da araftan çıkıp dünyaya döndün anlamında gözlerine sürme çekilir. Çocuğun asıl doğumu kırkıdır. Artık bu taraftadır araftan kurtulmuştur. Çocuk doğduğunda belenir. Bu beleme sırasında çocuğun başı ve kolları belek içine alınır. Kırkı çıkınca çocuk başını toparlayabildiğinden dolayı belek dışına çıkarılır. Çocuğun kolları hareket eder. Çocuk Kazdağı Tahtacı Türkmenlerinde kıymetlidir. Çünkü gelecek odur. Çocukları ağacın filizi gibi kabul ederler. Ana baba ağaç, çocuk ise onun verdiği filizdir. Nine ve dede ise esas köktür.

Kazdağı Tahtacı Türkmenlerinde atalar kültü mevcuttur. Atalar köktür. Bundan dolayı her Perşembe akşamı mezarlıklar ziyaret edilir. Ataların mezarları temizlenir ve üzerlerine kuru yemişler konulur. Amaç gelen geçenler ile kurtlar kuşlar yesin diyedir. Mezarlar her hafta temizlendiğinden pırıl pırıldır. Mezarlıklardaki yatırlara mumlar yakılır. Mum bulunmazsa çıralık yakılır. Mezar ziyaretleri ataların ziyaretidir. Kökler onlardır. Herkes her hafta nerden geldiğini hatırlar. Hıdrellez’de ise mezarlar çiçeklerle süslenir ve yeni elbiseler ile ziyaret edilir. Mezarların başında yemekler yenilir. Torunlar dedelerinin mezarları üzerinde zıplayarak atanın toprağında oynarlar. Onlar atanın filizleridirler.

Kazdağı Tahtacı Türkmenlerinde bir insanın doğduğu andan ölümüne kadar geçireceği süreçler vardır. Bunlar; ıkrar vermek, baş yülümek, sünnet, evlenme, müsahip olma ve Hakka yürümedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz