KAZDAĞI TAHTACI TÜRKMENLERİNDE
SÜNNET, EVLENME, MUSAHİP OLMA VE ÖLÜM

SÜNNET
Sünnet erkek çocuklarının sünnet olmasıdır. Tüm Müslüman dünyasında uygulanan bir gelenektir. Kazdağı Tahtacı Türkmenlerinde de sünnet çok önemlidir. Erkek çocuklar mutlaka ergenlik çağına girmeden sünnet edilirler. Sünnet edilecek erkek çocuklar ya bir gelin düğününde sünnet edilir veya ayrı bir düğün kurularak sünnet edilir. Ayrı düğünle sünnet edilen çocuğun düğününe Sünnet Düğünü denir. Bu düğünde gelin düğünü gibi şaşalı olur. Davullar klarnetler çalınır. Köy düğüne okunur. Sünneti eskiden Edremit’teki fenni sünnetçiler yapıyordu. Günümüzde ise Edremit Devlet Hastanesindeki doktorlar yapmaktadır. Sünnet çocuğunu sünnet olurken akrabalardan birisi tutar ve sünnetin yapılmasını sağlar. Sünnet olacak çocukta donatıldıktan sonra gözlerine sürme çekilir. O da hayatında yeni bir dönemi görmektedir. Sünnet olduktan sonra akrabalardan birisi bir dolu testiyi yere atarak kırar. Köy kadınları ise sünnet sırasında kolay olsun diye ellerinde bir çomak yuvarlarlar. Günümüzde  sünnet hastanede olduğundan bu uygulamalar kalkmış durumdadır.Kazdağı Tahtacı Türkmenlerinde kirvelik kurumu yoktur.

EVLENME

Evlenme Kazdağı Tahtacı Türkmenlerinde çok önemlidir. Tek eşlilik mevcuttur. Çok eşlilik Osmanlı döneminde çok seyrek olarak zorunluluk nedeniyle yapılmıştır.  Evlenme çağına gelen gençler için münasip görülen kız istenir, olumlu yanıt alındıktan sonra cem yapılarak nişan yapılır. Nişanı dede yapar. Nişanlı gençlere Yavuklu adı verilir. Daha sonra erkek tarafı kız tarafına Kalın götürür. Kalın kızın hakkıdır. Ailesine verilir. Kalın da  törenle götürülür ve Kalını kız tarafına dede cem töreni ile verir.

Daha sonra düğün hazırlıkları başlar. Düğünler 3 gün sürer. ilk gün Kepez denilen ve kaz tüylerinden olan gelin başlığı düzülür. İkinci gün  dedenin huzurunda okuntu yırtılır ve bu okuntular köye dağıtılır. Daha sonra gelenlere ikramlar başlar. Gelin olacak kızın gözlerine  gideceği sırada sürme çekilir. Sürmeli kız ata binerek kepez takarak  yeni evine gider. Damat olacak delikanlı da donanırken onunda gözlerine sürme çekilir. Gerek kız gerekse delikanlı hayatlarında yeni bir döneme girmektedirler ve görmedikleri yeni bir dönemi görmektedirler. Düğün akşamı ise çiftlerin dini nikahları Dede tarafından kıyılır. Daha sonra gelinin ıkrarı alınır. Gelinde yeni yaşamında  eşine sadık olacağına ve yeni evinin atalarını sayacağına  dair dedeye söz verir.

MÜSAHİP OLMA

Müsahip olmak ise evli çiftin kendilerine bir kardeş alile bulması demektir. Buna yöremizde ahretlik olma da denir. Yani ahrete kadar  kardeş olunacaktır. Müsahip olacak çiftler birbirlerini tanıdıktan sonra karar verirler. Karar vermelerinde ailelerinin etkisi de vardır. Müsahip olmada bir cem töreni ile olur. Müsahip cemi sırasında da müsahip olacak çiftlerin gözlerine sürme çekilir. İki çiftin  hepsinin gözlerinde sürme vardır. Hayatlarında yeni bir dönemi görmektedirler. Müsahip olunduktan sonra artık iki aile birbirlerinin her derdine koşmak zorundadırlar. Çocukları birbirlerinin çocukları gibidir. Çocuklar biraz büyüdükten sonra birbirlerine kardeşlik derler. Babalarının ahretlikleri onların babalıkları, kardeşliklerinin anneleri ise onların analıklarıdır. Kardeşlikler birbirleri ile evlenemezler. Çocukların her adetinde ahretlikler mutlaka bulunurlar. Çünkü evlatlığının adetidir.

ÖLÜM

Ölüm hayatın sona ermesi demektir. Beden fonksiyonlarını kaybeder. Fonksiyonlarını  kaybeden bedene ceset denir  ve en kısa zamanda toprağa verilir. Cesedin toprağa verilmesi yani gömülmesi tarih boyunca toplumdan topluma değişmiştir. Türkler de kabul ettikleri dinlere göre ölülerini gömmüşlerdir. İslamiyet’e girildikten sonra defin işlemleri İslami kurallara göre yapılmaya başlanmıştır. Bunun yanında tasavvufun yayılması ile İslami anlayışta farklılıklar ortaya çıkmıştır. Tasavvuf Vahdeti Vücud anlayışına dayanır. Bu anlayışta insan Hak’kan gelir ve yine geldiği yer olan Hak’ka döner. Hak’ın bir adı Hay diğer adı ise Hu’dur. Atasözlerimiz arasında Hay’dan gelen Hu’ya gider diye bir atasözümüz vardır. Bu döngüyü anlatır. İnsan  Hak’kın huzurunda gaybda iken  önce babaya, sonra anaya  ve oradan dünyaya gelir. Baba kapı demektir ki çocuğun gaybdan dünyaya geldiği kapı anlamındadır. Bundan dolayı Kazdağı Tahtacı Türkmenlerinde ölüm lafı kullanılmaz. Onun yerine Hak’ka yürüme denir. Ölüm bir don değiştirmedir. Hayat bir düştür. Dünyaya gelirsin uyursun düş görürsün. Ölürsün uyanırsın düş bitmiş. Bundan dolayı ölüm olayını tekrar bir vuslat olarak algılarlar. Bu vuslat gelinen yere dönüştür. Hak’ka ulaşmadır. Bu ise düğündür. Yani Şeb-i Arus’tur. Bundan dolayı Kazdağı Tahtacı Türkmenlerinde ölüm meydana geldikten sonra ölenin ıkrardan indirme erkanı olur. Çünkü artık onun ıkrarı bitmiştir. Onu ıkrar darından indirmek gerekir. Ikrardan indirme erkanı yapıldıktan sonra ceset yıkanır. Sonra erkeklere bekarlarsa ıkrar verirken giydiği giysiyi, evli iseler damat olurken giydikleri giysiyi giydirirler. Eğer ölen kız ise onu da kepezle donatarak gelin haline getirirler. Evli ise evlendiği günün ertesinde bağladıkları başını bağlarlar ve onu bir taze gelin haline getirirler. Sonra yeni bir döneme girdiği için yeni dönemini iyi görsün diye gözlerine sürme çekilir. Mezarı kazıldıktan sonra tabutu konulur ve tabutunun içine yatak ve yorganı konulup ceset tabuttaki yatağına yatırılır ve üzeri kapatılır. Ölü gömmeye sırlama veya saklama adı da verilir. Taziyeye Halhatır denir. Ölü evinde 40 gün akrabaları ve komşuları kalırlar. Çünkü ölü 40 gün araftadır, öbür dünyaya gitmemiştir. Evini ziyaret edebilir. Bundan dolayı bu günlerde evde pek çok işaret görülür.40 gün sonra ölü için kırk hayırı yapılır ve topluma yedirilir. Kırktan sonra artık ölü araftan çıkmış ve yeri olan öbür dünyaya gitmiştir. Ölü için 3, 40 ve yılında hayır yapılır. Ondan sonra eğer istenirse hayır yapılır ve ölüler için köye yedirilir.

***

Her toplumun hayatta kendine göre iyi yönde sinerji yaratacak uygulamaları vardır. Bunlara kutsallar adı verilir. Bu kutsallardan bazıları benzemek için yapılan iyi uygulamalar iken bazıları ise kötülükten ve zarardan korunmak amaçlı olanlardır.  Bunların bir kısmı doğanın içinden iken bazıları ise doğa dışındandır. Her toplumda doğa içi ile doğa dışından kutsal uygulamaları vardır. Doğa içi uygulamalar realist iken doğadışı uygulamalar sürrealisttir. Doğa dışı uygulamaların bazıları da doğa içi uygulamaların bileşeni durumundadır. Bazıları ise doğada olmayan gerçekten doğadışı nesnelerdir.

Kazdağı Tahtacı Türkmenleri de Alevi inancı içinde İslami özellikler taşırken eski inanışlarımız olan Şamanizmden de yoğun uygulamalar taşımaktadır. Bunlar gerek kişinin, gerek ailenin gerekse toplumun korunması ve varlığını sürdürmesi için uygulanan

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz