İslamiyetin Doğuşu ve Alevilik

GİRİŞ:

Her din bir coğrafyada belli bir kültür içinde doğmuştur. Görünen alemi kontrol eden görünmez güç görünen coğrafyalarda görünen kültürler içinde belirmiştir. O kültürler içinde yetişmiş kişilere belli duyurular yapılmıştır. Amaç insanın iyi olmasıdır. İyi olmak ise insanlara zarar vermemek, doğadan ihtiyacın kadar faydalanmaktır.
İnsan toplum içinde yaşar. Toplumların ise kendilerine göre töreleri vardır. Bu töreler kapsamında insan yaşamını sürdürür. Bu toplumsal kurallar içinde insanlara faydalı olmak ve insanlara zarar vermemek asıl olandır. Oysa toplumlar bazen dejenere olurlar. Bu dejenerasyon ya salgınlar veya siyasi kargaşalar, veya iktisadi dönüşümlerde meydana gelir. Böyle dönemlerde insanlara önderler gerekmektedir. Görünmez güç olan Tanrı böyle dönemlerde seçtiği insanlara doğru bilgileri aktarır. Bu seçilen kişi elde ettiği Tanrısal bilgiyi insanlara ulaştırır ve onların hem bu dünyada hem de öbür dünyada büyük zarar görmeden yaşamalarını arzular. Peygamberlerin getirdiği dinler zaman içinde gerek iktisadi yapıların değişmesi veya üretim güçlerinin gelişmesi, veya kaos ortamlarında değişime uğrar. Bu değişim süreçlerinde yeni duruma uyum sağlayacak yeni bir kişi seçilir ve Tanrısal bilgi ona verilir. O elde ettiği bilgiyi insanlara iletir ve yeni bir doğru dönem başlar.
Tarih boyunca çeşitli dinler bu şekilde gelmiştir. Bu dinleri yaymaya başlayanlara elçi veya peygamber denir. Zaman içinde değişen sosyo ekonomik yapıya göre bu dinlerin kuralları yetersiz kalınca yeni peygamberler ortaya çıkmış ve yeni dinler doğmuştur. Tüm dinlerin amacı insanları iyiye güzele ve doğruya doğru yönlendirmektir. Amaç toplumlardaki kötülükleri azaltmaktır. Değişen zamana göre dinlerde yetersiz gelmeye başlayınca yeni arayışlar ortaya çıkar ve zaman içinde yeni bir peygamber çıkar. Yeni bir din kurulur. Tarih boyunca bu şekilde devam etmiştir.
İlk peygamber dinsel metinlere göre Adem peygamberdir. Tanrı Adem peygamberi topraktan yaratmış ve kendi ruhundan üfleyerek onu canlandırmıştır. Daha sonra Adem peygamberi cennete koymuş ve orada yaşamasını istemiştir. Ama zaman geçince Adem peygamberin canı sıkılmış ve ona eş olması için Adem peygamberin kaburga kemiğinden Havva’yı yaratmıştır. Adem ile Havva cennette yaşamaya başlamışlardır. Fakat Tanrı Adem peygamber ile Havva ‘ya cennette istedikleri meyveden yiyebileceklerini ama bir elma ağacının meyvesini yememelerini söylemiş ve onlardan söz almıştır. Yani Adem ile Havva Tanrı’ya cennetteki elma ağacının meyvesinden yemeyeceklerine dair söz vermişlerdir. Yani ikrar vermişlerdir. Böylece Tanrı ile insan arasındaki ilk akit bu olmuştur. Adem ile Havva Tanrı’ya söz vererek kulluğa başlamışlardır. Fakat Şeytan’ın Havvayı kandırması ile elmadan yenilmiş ve bilinçleri açılmıştır. Bu durumu fark eden Tanrı ikisini de cennetten kovmuş ve dünyaya atmıştır. Artık Adem ve soyu cennetten sürülmüş bir canlı türüdür. Dünyada geçinmek için çalışmak zorundadır. İkrarlarından dönmüşler ve cezalı duruma düşmüşlerdir. Bu düşkünlük onları pişmanlığa itmiş ve af edilmek için yalvarmaya başlamışlardır. Yalvarmalarının amacı sürgün edildikleri cennete tekrar kavuşabilmektir. Bunu sağlamanın yolu ise Tanrı’nın emirlerini tam olarak uygulamaktır.

İSLAMİYETİN DOĞUŞU:

İslam kelimesi teslim anlamındadır. Tanrı’ya şek ve şüphesiz teslim olmak demektir.610 yılında Hira dağında Sevr mağarasında Hz.Muhammed düşünceler içinde iken kendisine Cebrail görünür. Cebrail Hz.Muhammed’e Tanrı’nın ilk emri olarak “Oku” emrini getirir. Bu okuma bilgilen anlamındadır. Söylenen sözleri oku ve tekrar et ki hafızana yerleşsin. Oku ki insanlara dua oku, gülbang oku, hayırlı oku insanların iyi olmalarını iste demektir. Oku oku ama lanet okuma, beddua okuma, kötü sözleri okuyarak hafızana kazıma demektir. Oku oku ama toplumu iyiye güzele doğruya götürecek sözleri oku ve insanlara faydalı ol demektir.
Hz.Muhammed 570 yılında Mekke’de dünyaya gelmiştir.40 yaşına kadar Mekke’de yaşamış ve ticaret ile meşgul olmuştur. Ticaret sırasında Suriye’ye gitmiştir. Hz.Ali’de 599 yılında Mekke’de dünyaya gelmiştir. Hz.Ali Hz.Muhammed’in amcası Ebu Talip’in oğludur. Hz.Muhammed’i de Ebu Talip bakıp büyütmüştür. Hz.Ali Hz.Muhammed’in yanında büyümüştür. Hayata dair ilk bilgileri Hz.Muhammed’ten almıştır. Onun öğrencisi olmuştur.610 yılında ilk vahiy geldiğinde Hz.Ali 11 yaşındadır. Hz.Muhammed ilk vahiyi alınca kendisine bir titreme gelmiş ve evine gelmiştir. Karısı Hz:Hatice onu sakinleştirmiştir. HzAli’de onun yanına gelip ne olduğunu sormuştur. Hz.Muhammed vahiy hakkında ilk bilgileri Hz.Ali’ye vermiştir. Böylece Hz.Muhammed’e ilk inanan ve ona biat edip ikrar veren Hz.Ali olmuştur. Hz.Muhammed’ten sonra ilk Müslüman Hz.Ali’dir. Hz.Ali 62 yıllık ömrünün 51 yılını Müslüman olarak geçirmiştir. En küçük yaşta Müslüman olan ilk kişidir. HzAli’den sonra Hz.Hatice Müslümanlığı kabul etmiş ve böylece ilk Müslümanlar ortaya çıkmıştır. İlk aldıkları emir oku emridir. Oku insanlara dua oku, ölmüşlere rahmet oku, insanlara güzel sözler oku.
Hz.Muhammed ilk vahiyi aldıktan sonra İslamiyet’i tebliğ etmeye başlamıştır. Bu sıralar Mekke toplumsal yapı bakımdan bir kaos içindedir. Çıkarcılık ve bencillik had safhadadır. İnsanların bir kısmı yoksulluk içinde kıvranır iken bir kısmı ise aşırı debdebe içinde yaşamaktadır. Durum rahatsızlık vericidir.
Hz.Muhammed’in İslamiyet’i tebliğ etmesi ile Mekke’nin ileri gelenleri ve durumdan beslenenler buna şiddetle karşı çıkmışlardır. Tohum toprağın yüzüne çıkmak için toprağı zorlamaya başlamıştır. Hz.Muhammed, Hz.Ali ve Hz.Hatice’den sonra başkaları da gizlice Hz.Muhammed’in evine gelerek ona biat etmişler ona söz vererek yani ikrar vererek Müslümanlığı kabul etmişlerdir. Böylece Müslümanlığa giriş için kendiliğinden bir tören ortaya çıkmıştır. Yeni inanç egemen inanç tarafından baskı altında olduğundan yeni talipler Hz.Muhammed’in evine gizlice geliyorlar ve evde Müslümanlar gizlice kadın erkek toplanarak cem oluyorlar. Daha sonra yeni gelen talip ceme katılarak Hz.Muhammed’e ikrar vererek Müslümanlığı kabul ediyor. Böylece Müslümanların sayısı artıyor. Müslümanlar bu şekilde yaşamaya başlamışlardır. Müslümanlığın bu şekilde sürekli yayıldığını gören Mekke egemenleri ise durumdan son derece rahatsız olmaktadırlar. Müslüman olan kölelere ise akla hayale gelmedik işkenceler etmektedirler. Müslümanlar ise akşamları toplandıkları evleri gizli tutmaktalar ve evlerde gizli gizli cem olarak bilgilerini geliştirip aldıkları emirlere göre yaşamaya çalışmaktadırlar. Paylaşımcılık esas olduğundan dolayı Müslüman olan kişiler aç ve açıkta kalmamaktadır. Hz.Muhammed’in yapıcı davranışları ve doğruluğu Medinelilerin dikkatini çeker. Onlarda Medine’de bazı sorunlar yaşamaktadır ki bu sorunların çözülmesi için tarafsız bir lidere ihtiyaç vardır. Bunun için Hz.Muhammed’i Medine’ye davet ederler. Bu arada Mekke’de müşrikler Müslümanlara hayatı zindan etmektedirler. Mekke’de yaşamın iyice zorlaştığını gören Hz.Muhammed 622 yılında Mekke’den Medine’ye göç eder. Bu arada Mekke’li müşrikler Müslümanlığı ortadan kaldırmak için Hz..Muhammed’i öldürmeyi kararlaştırırlar. Hz.Muhammed’in göç ettiği gece müşrikler toplanarak Hz.Muhammed’in evine gelirler ve onun yatağında Hz.Ali’nin yattığını görürler. Hz.Ali Hz.Muhammed göçe çıkmadan önce onun yatağına yatmış ve öldürmeye gelenleri karşılayarak Hz.Muhammed’e zaman kazandırmıştır. Böylece Müslümanlık için canını ortaya atan ilk kişi yine Hz.Ali’ olmuştur. Daha sonra Hz.Ali’de Medine’ye göç etmiş ve orada Hz.Muhammed ile buluşmuştur.
Mekke’de geçen 610-622 yılları arasındaki 12 yıl Müslümanların ibadetleri cem olmaktır. Bu cem sırasında yeni talipler varsa onlar gelip ceme katılan kadın ve erkeklerin huzurunda Hz.Muhammed’e ikrar vererek Müslümanlığa geçmektedir. Yeni taliplerin olmadığı zamanlarda toplanılan cemlerde ise Tanrı’dan gelen yeni emirler okunmakta ve ezberlenmeye çalışılmaktadır. Böylece nasıl davranılacağı daha netleşmektedir.

MEDİNE DÖNEMİ:

Medine’ye göç eden Hz.Muhammed burada Araplar ile Yahudiler arasındaki sorunları çözmüş ve Medine sözleşmesini imzalamıştır. Ardından burada bir devlet ortaya çıkmıştır. Bu İslam devletidir. Bu devletin başkanı da Hz.Muhammed’tir. Burada ibadetler artık Mekke’de olduğu gibi olmamıştır. İslamiyet egemen olduğu için burada ibadetler devlet gözetiminde aleni yapılmaya başlanmıştır. İslamiyet egemen din olduğundan Müslümanlar çoğalmış ve ibadetlerde kadın ve erkekler ayrılmıştır. Burada mescit denilen tapınaklar ortaya çıkmıştır. Burada erkekler toplanmakta ve ibadet etmektedirler. İslamiyet’i kabul ise kelimeyi şehadete dönüşmüştür. Bu kelimeyi şehadette de “La ilahe illallah, Muhammedin resulallah, Aliyin veliyullah” denilmiştir. Tanrı tekdir ve Muhammed onun elçisidir, Ali velilerin ulusudur denilmeye başlanmıştır. Çünkü Hz.Muhammed’ten sonra Hz.Ali Müslümanlığı yayan en büyük kişidir. Bunun için Hz.Muhammed daha sonra “Ben ilim şehri isem Ali onun kapısıdır” demiştir. Hz.Ali’yi çözmeden Müslümanlığı çözmek mümkün değildir. Medine’de 623 yılında kızı Hz.Fatma ile Hz.Ali’yi evlendirmiştir. Böylece Hz.Ali Hz.Muhammed’in damadı olmuştur.624 yılında Hz.Hasan, 626 yılında ise Hz.Hüseyin dünyaya gelmiştir. Hz.Muhammed HzAli, Hz.Fatma, Hz.Hasan ve Hz.Hüseyin’e ev halkım demiştir. Buna Ehli Beyt denir. İslamiyet ehlibeyt eliyle yayılmaya başlamıştır.
Medine’de devlet kurulduktan sonra Mekke’deki müşriklere karşı savaşa başlanılmış ve Bedir, Hendek ve Uhut savaşları yapılmıştır. Uhut savaşında Hz.Muhammed bir ara müşrikler tarafından sıkıştırılmıştır. HzAli onun yardımına koşarak onu kurtarmıştır. Böylece Müslümanlığın devam etmesi onu sayesinde olmuştur.632 yılına kadar Hz.Muhammed’in yanından hiç ayrılmamıştır.632 yılında veda haccına çıkan Hz.Muhammed dönüşte Gadiri Hum denilen mevkide kendisinden sonra devletin başına HzAli’nin geçmesini istemiştir.632 yılında Hakka yürümüştür. Onun ölümünden sonra Ömer onun yerine vasiyetini dinlemeden Ebubekir’i seçtirmiştir. Hz.Ali ise öğrendiği Müslümanlık terbiyesi gereği kayınbabası Hz.Muhammed’i hazırlayarak defnetmiştir. Ardından baktığında halifeliğe Ebubekir’in seçildiğini görünce sorun çıkarmamak için kabul etmiştir. Ona insanların iyiliği için oku demişlerdi. O da toplumun iyiliği için problem çıkarmadı. Ebubekir döneminde Hz:Muhammed’e gelen vahiylerin toplanması kararı alındı. Bir komisyon toplandı. Bu komisyona Hz.Ali davet edilmedi. Bu komisyon gelen vahiyleri toplayarak Kuran’ı oluşturdu. Ardından fetih seferleri başladı. Ebubekir’in ölümünden sonra onun yerine Ömer geçti. Hz.Ali yine kaos yaratmamak için durumu kabul etti. Ömer döneminde İslamiyet kılıç zoruyla Mısır’a ve İran’a götürüldü. Buralar fethedildi. Ömer’den sonra bu sefer Osman halife seçildi. Hz.Ali yine problem çıkarmamak için durumu kabul etti. Osman döneminde Kuran çoğaltılmak istenildi. Ebubekir’in yazdırdığı kitap çoğaltılarak imha edildi. Yine Hz.Ali’ye kimse bir şey sormadı.656 yılında Hz.Ali halife seçildi. Fakat Osman döneminde devletin bütün kurumlarına Ümeyoğulları doldurulmuştu. Özellikle Muaviye Şam’a vali atanmıştı. Muaviye burada kendi bildiğine göre hareket etmekte idi. Hz.Ali halife seçilince Muaviye onun halifeliğini kabul etmedi. Hz.Ali paylaşımcı ve yapıcı bir politika izlemeye başlayınca çıkarı bozulan bazı sahabeler de Hz.Ali’ye karşı çıktılar. Bazı iç savaşlar oldu.661 yılında suikast ile Hz.Ali’yi öldürdüler. Onun yerine Muaviye halife oldu. Muaviye halife olunca bu sefer Hz.Hasan sorun çıkmasın diye durumu kabul etti. Muaviye ile Emevi devleti kurulmuş oldu. Muaviye yerine oğlu Yezit’i veliaht seçti.Muaviye de Hz.Hasan sorun çıkarmasın diye onu öldürttü. Muaviye’nin yerine oğlu Yezit tahta çıkınca bu duruma Hz.Hüseyin itiraz etti.681 yılında Hz.Hüseyin Kerbela’da Yezit tarafından şehit edildi. Hz.Hüseyin’in şehadeti İslam dünyasını iyice ikiye böldü. Birisi Mekke döneminin mazlum İslam’ının yolunu süren Ehlibeyt sevdalıları, diğeri ise zorla tahtı ele geçiren Emevilerin oluşturduğu İslam.

EMEVİLER DÖNEMİ:

622 yılında Medine’de kurulan İslam devleti 661 yılında Emevi devletine dönüştü. Başkenti Medine’den Şam’a taşındı. Hz.Ali rakip görüldüğünden devletin kontrolündeki mescitlerde Hz.Ali’ye küfürler zorunlu hale getirildi. İslam dininde yeni ibadet ritüelleri oluşturularak topluma sunuldu. Amaç iyi insan olmak iken araçlar amaçların yerine geçti. Din artık sadece devletin sunduğu ibadet biçimine döndü. Emeviler fetihlere devam ettiler. Emeviler döneminde İslamiyet İspanya’ya ve Orta Asya’ya ulaştı. Fakat Emevilerin Arap milliyetçiliği gütmeleri yüzünden gittikleri her yerde tepkiler ile karşılaştılar. Çünkü Müslümanlığı kabul etmiş Arap olmayan uluslar Emevilerin gözünde mevali idi. Yani köle idi. 750 yılında mevali Ebu Müslim önderliğinde ayaklanan Müslümanlar Emevi devletini yıktı.
Emevilerin yıkılmasından sonra taht Hz.Ali’nin torunlarından 6.imam İmam Cafer’e teklif edildi. İmam Cafer dünya işlerinin insanı kirlettiğini gördüğünden tahtı kabul etmedi. Onun yerine Hz.Muhammed’in amcası Abbasoğulları tahta geçirildi. Abbasiler gönülleri Ehlibeyt sevdası içinde, Emevilerin kurduğu devlet İslam’ını uygulamaya başladılar. Abbasiler döneminde devletin başkenti Bağdat’a taşındı. Abbasiler mevalilere hor bakmayı yasakladılar ve Arap milliyetçiliği yerine İslam ümmetçiliğini uygulamaya başladılar. Hoş görüyü öne çıkardılar. Abbasilerin hoşgörüleri sayesinde Bağdat ve Basra’da İslam uygarlığı doğdu.8-11.y.y.lar arasında dünyanın medeniyet merkezi oldular. Haçlı seferlerinin başlaması ile selefi akımlar devlete egemen oldu ve uygarlık sona erdirildi. Bu arada Orta Asya’da Ahmet Yesevi Türklerin eski inançları ile İslamiyet’i sentezlemek istiyordu. Mekke döneminin ibadet biçimi olan Cem’i ele aldı ve orada Hz.Muhammed’e ikrar verme usulünü kurumsallaştırarak bugünkü Aleviliği kurdu. Daha sonra Abbasiler siyasi egemenliği Selçuklulara bırakmak zorunda kaldılar.1258 yılında Abbasi halifesi Hulagü han tarafından öldürülünce Abbasi devleti fiilen yıkıldı. Hz.Ali taraftarları ise Hz.Ali’nin ölümünden sonra onun çocuklarını imam belleyerek onlara ikrar verip Müslüman oldular ve onun yolunu sürdüler. Mazlumluğu ve masumluğu hiç bırakmadılar.875 yılında 12.İmam Mehdi gayba karışınca süreç tamamlandı.
Bugün Alevi cemlerinde dede Hz:Muhammed’in postunda oturur. Onun yanında baba denilen Rahber postu vardır. Rahber postu Hz.Ali postudur. Aleviliğe girmek isteyen talibi dedenin huzuruna Rahber getirir. Yani Hz.Ali makamı talibi Hz.Muhammed’in huzuruna getirerek onun ikrar vermesini sağlar. Bektaşilikte bu ikrar vermeye Nasip alma denir. Nasip almamış kişi Bektaşi olmamıştır. Nasip alan kişinin eli dili ve beli bağlanır. Dışarıdan ne denirse denilsin o kendi dünyasında huzur içinde yaşar.

ABBASİLER DÖNEMİ:

Abbasiler döneminde ümmetçilik politikası güdüldüğünden dolayı Arap olmayan uluslardan İslamiyet’e geçenler çoğalmıştır. Bu dönemde Acem,Tacik ve Türk milletinden İslamiyet’i seçenler çoğalmıştır. İslam uygarlığını kuranlar Türk Müslümanlardır. Farabi, İbni Sina ünlü Türk bilginlerdir.940 yılında ise bugünkü Kırgızistan’da ilk Müslüman Türk devleti olan Karahanlılar devleti kurulmuştur. Karahanlılar kendilerine Mekke dönemi Müslümanlığını rehber edinmişler ve H.Ali’yi kendilerine rehber seçmişlerdir. Büyük Selçuklu Devleti sırasında batıni denilen İslam anlayışı da ortaya çıkmıştır. Anadolu Selçuklu Devleti zamanında tasavvuf erbabı Baba İlyas, Baba İshak, Hacı Bektaş Veli, Taptuk Emre, Yunus Emre, Sarı Saltuk gibi Hz.Ali ekolünü devam ettiren Türkmen kocaları yetişmiştir. Onların sözleri bugün dünyanın tüm insanları için rehber olan sözlerdir. Alevi Bektaşiler ise onların yolunu devam ettirmişlerdir. Hala günümüzde bu yolu sürenlere Alevi adı verilmekte ve bu zümre mazlumluğu ile masumluğunu hiç bozmamaktadır. Bunlar cemevlerinde toplanarak cem olmakta ve gelen talipler Hz.Muhammed postunda oturan dedeye ikrar vererek yola girmektedirler. Yola giren kişinin eli, dili, beli bağlanmaktadır. Kapısı, gönlü ve sofrası açılmaktadır. Bu düsturun dışına çıkanlar ise yoldan düşmüş kabul edilip düşkün ilan edilmektedirler. Düşkün kişi toplum nazarında sığaya çekilip yunarak tekrar yola kabul edilmektedir. Emevi Müslümanlığı ise hala günümüzde bu Hz.Ali taraftarlığı olan Müslümanlığı ayıplamakta, suçlamakta ve ona akıl almadık iftiralar atmaktadır. Fakat dili bağlı Alevi Müslüman ise kendi dünyasında huzur içinde yaşamaktadır.

SONUÇ:

İslamiyet 610 yılında Hz.Muhammed’in ilk vahiy alması ile doğarken ilk inanan kişi ise çocuk masumluğu içinde Hz.Ali olmuştur. Onun için Hz.Ali kapıdır. Hz.Muhammed’i anlamak için önce Hz.Ali’yi anlamak gerekir. İslamiyet Mekke’de ortaya çıkmış ve orada 12 yıl mazlum bir şekilde yayılmaya çalışmıştır. Bu dönemde ibadet evlerde gizli gizli kadın erkek toplanarak cem olmak ve bu cemlerde Hz.Muhammed’e İkrar vererek Müslüman olmaktır. Hicretten sonra Medine’de İslam devleti kurulmuş ve İslam mazlumluktan kurtulmuştur. Bu dönemde ibadet şeklide değişmiştir. Hz.Muhammed’in ölümünden sonra yerine sırası ile Ebubekir, Ömer ve Osman geçmiştir. Bu halifeler döneminde Hz.Muhammed’e gelen vahiyler Hz.Ali’ye sorulmadan kitap haline getirilmiş ve Kuran oluşturulmuştur. Son olarak Osman’dan sonra Hz.Ali halife seçilmiş ama devletin yapısı da kökten değişmiştir. Muaviye ve bazı sahabeler Hz.Ali’nin halifeliğini kabul etmemişler ve 661 yılında Hz.Ali şehit edilmiştir. Hz.Ali’den sonra devlet Emevi devleti haline gelmiş ve başkent Medine’den Şam’a taşınmıştır. Muaviye’den sonra yerine oğlu Yezit geçmiş ve buna itiraz eden Hz.Hüseyin ise Kerbela’da vahşice şehit edilmiştir. Bu durum Emevi Müslümanlığı ile Mekke Müslümanlığını birbirinden kesin olarak ayırmıştır. Artık bir zalim Müslümanlık, bir de mazlum Müslümanlık vardır. Emeviler yıkıldıktan sonra yerine Abbasiler kurulmuş ve devletin başkenti bu sefer Bağdat’a taşınmıştır. Abbasilerin hoş görüleri ile Müslümanlık daha da kolay yayılma olanağı bulmuştur.11.y.y.da ise Türkler Ahmet Yesevi eliyle Mekke dönemi Müslümanlığının ibadet şekli olan cem ile Alevilik oluşturulmuştur. Bu ekol Ahmet Yesevi, Lokman Perende, Hacı Bektaş Veli, Yunus Emre gibi erenleri ortaya çıkarmıştır. Bu ekolde temel ibadet cem olunarak Hz.Muhammed postu olan dede postunda oturan dede huzurunda Hz.Ali postu olan Rahber eliyle dedeye İkrar vererek yola girme şeklinde olmuştur. Yola giren kişilin eli, beli ve dili bağlanmıştır. Sofrası, kapısı ve gönlü açılmıştır. Emevi Müslümanlığı ise bu ekole sürekli düşman olmuştur. Bu ekole çeşitli iftiralar atmıştır. Fakat bu yol Kamil- Adem olma yoludur. Bu yola giren kişi gürühü naci olur. Onun ham ervah ile işi yoktur. Onun yolu 4 kapı 40 makamdır.Kendi dünyasında huzur içinde yaşar.

Kaynakça:
Yalçın A.-1993-Makalat-ı Hacı Bektaş Veli, Der Yay. İst.
Aytekin S.-1948-Buyruk,Emek Basım-Yayınevi, Ankara
Oytan T.-2007-Betşaliğin İçyüzü, Demos Yay. İst.
Pazarlı Os.-1980-İslam’da Ahlak, Remzi Yay. İst.
Mengüşoğlu T.-1988-İnsan Felsefesi, Remzi Yay. ist.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz