Sinan Kahyaoğlu yazdı…

Bahar aylarında aldığım bir kitabı okuyunca bu başlıkta bir yazı yazmayı düşündüm. Kitap Kastaş yayınlarının yayınladığı Muhlis Nadas’ın yazdığı “Geoastral Siyaset, Boğazlar, Deltalar” kitabı. Yazar kitabında dünyada M.Ö.3000’den M.S.1991 yılına kadar kurulan devletleri ve aralarındaki siyasal mücadeleleri anlatıyor. Bu mücadeleleri bir kurala bağlıyor. Günümüze de ışık tutuyor. Sayın Nadas’a göre dünyanın güneş etrafında döndüğü gibi dünya siyaseti de boğazlar ve deltaların(Ortadoğu) etrafında dönüyor. Güneşin dünyayı etkilediği gibi boğazlar ve deltalarda dünya siyasetini etkiliyor.

Boğazlar bizim Çanakkale ve İstanbul boğazları, deltalar ise Fırat ve Dicle deltası (Mezopotamya) ile Nil deltası(Mısır). Bunlar bir üçgen oluşturuyorlar. Boğazlar bu üçgenin tepe noktasını oluşturuyor. Fırat deltası doğu deltası, Nil deltası ise batı deltası olarak isimlendiriliyor.

Deltalar zıt yörüngeleri temsil ediyorlar. Fırat deltası KARASAL KITA  alanlarını, Nil deltası ise Hint okyanusu ve Akdeniz’i birleştirdiği için DENİZ alanlarını, boğazlarda Akdeniz ile Karadeniz’i birleştirdiği için KIYI alanlarını temsil ediyorlar. Bu yörüngeler birbirlerine zıt yörüngeler ve sürekli birbirleri ile mücadele halindeler. Bu mücadeleler  dengeye geldiği vakit barış dönemleri yaşanıyor. Denge bozulunca savaş çıkıyor. Hiçbir zaman da birbirlerini alt edemiyorlar. Çünkü birbirlerine muhtaçlar ve farklı coğrafyaları simgeliyorlar. Yani atlarla balinalar savaşamazlar ve asla birbirlerine tam hakim olamazlar deniyor.

Tarih boğazlar ve deltalar ile başlıyor. Sümer, Mısır ve Anadolu uygarlıkları birbirleri ile savaşıyor, barışıyor ve iletişim kuruyor. Birisi diğerini ezmeye başladığı an diğeri yörüngelerinden başka bir kuvveti harekete geçiriyor ve dengeyi sağlıyor. Persler, Medler, Kavimler göçü, Moğollar, Ruslar, Türkler, KITA yörüngesinin batıya sevk ettiği güçler. Akalar, Dorlar, Makedonyalılar, Romalılar, Haçlılar, İngilizler DENİZ yörüngesinin doğuya sevk ettiği güçler oluyorlar.

KIYI yörüngesi ise Truva, Lidya, Bizans, Osmanlı ve Türkiye Cumhuriyeti ile dengeyi sağlayan ve DENİZ ile KITA yörüngelerinden gelen akımları göğüsleyen güçler oluyorlar.

Semavi dinlerde bu üçgende ortaya çıkmıştır ve dünyaya yayılarak gittikleri yerleri etkilemişlerdir. Yahudilik doğu deltasının(Fırat) batıdaki yörüngesinde ortaya çıkmıştır. Kıta karakterlidir. Hıristiyanlık Yahudiliğin içinde DENİZ yörüngesinin bir tepkisi olarak doğmuş ve kıyı yörüngesi Anadolu’da tutunmuştur. Resmi din haline Anadolu’da gelmiş ve sonra Roma’ya gitmiştir. Bizans İmparatorluğu Hıristiyanlık ile Kıyı yörüngesinde merkezde hüküm sürmüştür.

İslamiyet’te batı deltasının (Nil) ard ülkesi Hicaz’da DENİZ yörüngesinde doğmuş ve kısa sürede doğu ve batı deltalarını kontrolü altına almıştır. Boğazlar içinde çok gayret göstermiş ama buna muvaffak olamamıştır. (Emevilerin İstanbul kuşatmaları).Doğu deltasından İran’a, oradan da kıta yörüngesinin içine İç Asya’ya ulaşmıştır. Türklerin İslamiyet’le teması burada olmuştur. Batı deltasından da batıya hareket ederek kuzey Afrika’yı almış ve Cebelitarık boğazını geçerek İspanya’ya çıkmıştır. İspanya’dan Fransa’ya girmiş ve oradan boğazları tehdit etmiştir. Kıyı yörüngesi 732 yılında Puvatya savaşı ile bu ilerlemeyi durdurmuştur.

Kıta yörüngesi de İç Asya’daki Türkleri batıya hareket ettirerek Büyük Selçuklu imparatorluğu ile Arapları durdurmuştur. Türklerin göçebe bölümleri eski inançları ile İslamiyet’i harmanlayarak Aleviliği oluşturmuşlar ve Arap dünyası içinde ezilen Hz.Ali ve oğullarının tarafını tutmuşlardır. Yerleşik Türkler ise Abbasi anlayışı Sünniliği benimsemişlerdir. Böylece Türkler arasında Alevilik ve Sünnilik akımları ortaya çıkmıştır. Alevilik KITA yörüngesinde, Sünnilik ise önce DENİZ yörüngesinde iken Osmanlıların Bizans’ı sone erdirip KIYI yörüngesi liderliğine geçmesinden sonra KIYI yörüngesinin egemen görüşü olmuştur. DENİZ yörüngesinde ise Arap İslam anlayışı (Vahhabi Sünni) egemen olmuştur.

Türkler Anadolu’ya yerleştikten sonra İç Asya ile bağlantıları Alevi göçebe Türkmenler sağlamıştır. İran ise KITA yörüngesinde olarak DENİZ yörüngesine Şiilik ile tepki göstermiştir. KIYI yörüngesindeki Osmanlı İmparatorluğu’na karşı KITA yörüngesi Safevileri hareketlendirmiştir. Buna KIYI yörüngesinin tepkisi Yavuz’un İran seferi olmuştur. Bu sefer öncesi Alevi kırımı Anadolu’da egemen inanç olarak Sünniliğin yerleşmesini sağlamış ve Aleviler KITA yörüngesi temsilcileri olarak acı çekmişlerdir. Şah İsmail’in Çaldıran’da yenilmesi Anadolu’da Aleviliğin baskı altına alınmasına, İran’ın da Şiiliğe kaymasına neden olmuştur. Geçen yüzyıllarda Alevilik KITA yörüngesinin KIYI yörüngesine bir tepkisi olarak zaman zaman ayaklanmış, fakat her seferinde yenilmiştir. 1.Dünya savaşı sonucu Osmanlı İmparatorluğu’nun yenilerek dağılması sonucu DENİZ yörüngesinin lideri İngiltere hem deltaları, hem boğazları almıştır. Buna KITA yörüngesinin tepkisi Anadolu ihtilali ile olmuş ve Mustafa Kemal kıta yörüngesi temsilcisi Alevilere yaslanarak kıyı yörüngesinin Hilafet orduları ile deniz yörüngesinin lideri İngiltere’nin gladyatör gücü Yunanlılarla savaşarak boğazları geri almıştır. Bu mücadele de kıta yörüngesinde bulunan Sovyetler Birliği’nin, Kıyı yörüngesinde olan Fransa ile İtalya’nın ve deniz yörüngesinde bulunan Hindistan’ın yardımlarını görmüştür.

Cumhuriyet kurulduktan sonra laiklik benimsenerek Sünni anlayış ve hukuk yerine, laik anlayış ile laik hukuk egemen kılınmış ve bu durum Alevileri rahatlatmıştır. Toplumun din işlerinin düzenlenmesi için kurulan Diyanet İşleri Başkanlığı Sünni Hanefi mezhebine göre düzenlenince eski kıyı yörüngesi Ortodoks anlayışı yine toplum hayatındaki yerini korumuştur. Sadece hukuk ve eğitim alanından çekilmiş ve bu mevzilerini de tekrar kazanmak için halen mücadele etmektedir. Fakat onların bu mevzilerini kazanmasının kendileri için ne demek olduğunu iyi bilen Aleviler buna karşı şiddetle direnmektedirler. Bu durum Alevileri laikliğin yılmaz bekçisi ve Atatürk’ün sarsılmaz takipçisi yapmıştır.

1945 yılında ülke içi mikro denge için çok partili hayata geçilince GEOASTRAL SİYASET yörüngelerini temsil eden partiler kurulmuştur.(kıta, deniz, kıyı). Kıta yörüngesini temsil edenler toplumcu, paylaşımcı muhafazakâr, deniz yörüngesini temsil edenler liberal, kıyı yörüngesini temsil edenler ise ulusalcı politikaları benimsemişlerdir. Çünkü bu yörüngelerin toplumsal yapıları böyledirler.

Aleviler çok partili dönemde sürekli kıta yörüngesini temsil eden partileri desteklemişlerdir. Oysa ülke kıyı yörüngesindedir ve deniz yörüngesinin etkisi çok fazladır. Bu durum kıta yörüngesi temsilcisi Alevilerin kıyı yörüngesi temsilcisi Emevi Sünniliğin saldırısına maruz kalmasına neden olmuştur. Sivas katliamı bu saldırıların en korkuncudur.

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra bağımsızlığını kazanan İç Asya cumhuriyetleri kıta yörüngesindeki yeni devletlerdir. Bu devletlerin Türkiye’deki en iyi anlaşabileceği grup Alevilerdir. Bu durum fark edilince kıta yörüngesine ulaşmak için Alevilik kültür bazında tekrar ele alınmıştır. Deniz yörüngesi ise buna, Aleviliği Türklükten kopararak yanıt vermiştir. Alevilik böylece Türk kültür kökenli ve Mezopotamya kökenli olarak ikiye ayrılmıştır. Halen durum budur. Bundan önce kıyı yörüngesinin milliyetçi Sünni anlayışı ile İç Asya’ya gidilmiş, fakat durum ters tepmiştir. Bundan sonra yukarıda bahsettiğimiz iletişim fark edilebilmiştir.

 

Kaynakça:

Nadas M.-1991-Geoastral Siyaset, Boğazlar, Deltalar, Cilt:1-2, Kastaş Yay.  İst.

Not: Bu yazı Eylül -2003 Sayı:76 Cem gazetesinde  yayınlanmıştır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz