Okuyucu kim bu Erdoğan Çınar diyebilir? Buradan başlayalım.

Erdoğan Çınar, Aleviliği eski Anadolu inançlarına bağlayan ve Alevileri de eski Anadolu halklarının devamı olarak tanıtan biridir. Bu konuda kaleme alınmış birkaç da kitabı vardır. Ona göre Aleviler, eski Anadolu halklarından Luvilerin devamıdır. Alevilik inancı ise, Bogomiller ve bir Hristiyan mezhebi olan Paulikienler gibi bazı inançların devamcısıdır. Alevi kelimesi de “alev” kelimesinden türetilmiş bir isimdir. Yine Çınar, “Luvi sözcüğünün aslının ‘Aluvi’ olması ve bu kelimenin Alevi sözcüğüne olan yakınlığı”na dikkat çekerek Alevi sözcüğünün aslının Luvi olduğunu iddia etmektedir.

Erdoğan Çınar, kitaplarını yayımlamaya başladığında, gelenekten kopuk bazı Alevi çocuklarını etkiledi, cılız da olsa bazı yazarlardan ve inanç önderlerinden de alkış aldı. Ancak Alevi toplumunun bilge kitlesi olan inanç önderleri ile karşı karşıya geldi.

Bu süreçte Alevilik konusunda araştırmaları olan yazar Hamza Aksüt de, Erdoğan Çınar’ın iddialarına cevap verdi.

HAMZA AKSÜT NE DİYOR?

Hamza Aksüt, Erdoğan Çınar’ın kitaplarında kimi yabancı kaynaklara atıfta bulunduğu bilgilerin doğru olmadığını söylüyor. “Alevi Tarih Yazımında Skandal Erdoğan Çınar Örneği” adlı çalışmasında Aksüt, Erdoğan Çınar’ın şu fiilleri işlediğini belirtiyor:

a) Çeviride tahrifat yapıp okuru aldatmak

b) Anadolu coğrafyasıyla oynayarak kentlerin ve köylerin yerini değiştirmek

c) Temel aldığı Bizans dönemi metinlerinde geçen kişi ve yer adlarını değiştirmek ya da bazı adları okurdan gizlemek

d) Kiliseyi dede ocağı olarak çevirmek ve sunmak

e) Temel aldığı İngilizce bir kitabı okurdan gizleyerek bilgileri Bizans arşivinden aldığını söylemek. Yani kaynak gizlemek, kaynak şaşırtmak.

Hamza Aksüt’ün tespitlerine göre;

* Kaynaklarda “svnekdemoi” ve “notaries” unvanlı din adamlarını Erdoğan Çınar, doğrudan doğruya “pir” ve “rehber” olarak çeviriyor.

* Kullandığı kitapta Constantine Silvanus adını taşıyan kilise kurucusunun adındaki Constantine’i siliyor, yerine “Pir” sanını koyarak “Pir Silvanus” şekline dönüştürüyor ve Pir Silvanus’a zamanla “Pir Sultan” denildiğini iddia ediyor.

* Şebinkarahisar’a bağlı küçük bir yerleşim olan Cibossa’yı (Kibossa), Pir Sultan’a bağlamak için Sivas olarak tanıtıyor.

* Kurgusunu güçlendirmek için kaynaklarda olmayan olayları varmış gibi ekliyor. Mesela Pir Sultan olarak takdim ettiği Constantine’i astırıyor.

* Özel ad olan God’ı (Hristiyanlık inancında tanrıya verilen ad), doğrudan doğruya bir Alevi terimi olan Hakk olarak takdim ediyor.

* Kaynaklardaki metinlerde kurgusunu bozacak ve zora sokacak detayları okura aktarmıyor veya görmezden geliyor.

* Metinde olmaya birçok Alevi terimi ve yer adlarını metne ekliyor. Mesela kaynaklarda “yol oğlu” terimi,  cem evi kavramı, Yıldız Dağı adı olmamasına rağmen Çınar bu terimleri metne ekliyor.

* Hristiyan kiliselerini Alevi ocağı olarak tanıtıyor. Makedeon Kilisesine Mananakian Ocağı; Efes Kilisesine Efes Ocağı, Epaphroditus Kilisesine Abdal Musa Ocağı,   Laodician Kilisesine Niksar Ocağı, Achea Kilisesine Ağuçan Ocağı diyor.

* Kullandığı kaynakta olmadığı halde, Alevi terminolojine uygun cümleleri kahramanlara söyletiyor. Mesela hiçbir kaynak göstermeden Sergius’un, “Hakk insanda, insan da Hakk’tadır. İnsanı öldürmek Hakk’ı ortadan kaldırmak olur. Dünya üstünüze de kalksa, siz Hakk’a kıymayın. Sizler yemininizden dönüp de, can almayın. Bu erkânda düşkün olmayın” dediğini aktarıyor.

* Kaynaklarda Gospel (İncil) ve Apostle (St. Paul’ün mektupları) adlı kitapları Alevi kitapları olarak sunuyor. Ama Gospel ve Apostle  adlarını anmadan bu kitapları Alevi erkânını anlatan kitap ve kudret olarak tanıtıyor.

* Kahramanların adlarını keyfince değiştiriyor. Mesela “servant of the Lord” ifadesini Şahkulu olarak çeviriyor.

* Aleviliğin metinlerinde yer alan Hz. Ali adlarını sansürlüyor. Mesela Pir Sultan’ın  “Gözleyi gözleyi gözüm dört oldu/ Ali’m ne yatarsın günlerin geldi” mısralarını “Gözleyi gözleyi gözüm dört oldu/Pirim ne yatarsın günlerin geldi” şeklinde tahrif ediyor.

Elbette Aksüt’ün tespitleri daha fazla. Ancak konuyu uzatmamak ve durumu anlamak için bu kadarını yeterli görüyoruz.

ERDOĞAN ÇINAR NEDEN SESSİZ?

Hamza Aksüt’e göre, Erdoğan Çınar okuru kandırıyor ve Alevi toplumuna yalan söylüyor. Yani Erdoğan Çınar’ı yalan söylemekle suçluyor. Aksüt’ün eleştirilerine bir cevap ver(e)meyen Erdoğan Çınar ise tam bir suskunluk içinde. Kendisine bir şekilde ulaştık ve Aksüt’ün iddialarını sorduk. Cevapsız kaldı. Elbette cevap vermek isterse, biz de onun cevabına dikkat kesiliriz. Ancak cevap verecek gibi görünmüyor.

Esasen konunun uzmanlarından biri olarak belirtmem gerekir ki, Erdoğan Çınar’ın yazdıkları bir zırvadan ibarettir. Onun yazdıklarını bir kelimede ifade etmek gerekirse en yakışan ifade zırva olur. Yazdıklarında pek çok uydurma, çelişki, kaynaklara tam hâkim olamama, işine geldiği gibi kaynakları kullanma, ekleme, çıkarma, sapla samanı birbirine karıştırma, görmezden gelme, sınırsız bir hayal gücüyle kurgu yapma, Aleviliğe tam anlamı ile hâkim olamama, tutarsızlık gibi bir dizi sorun ve Alicengiz oyunu mevcut. Kafasındaki kurguya ulaşmak için her yolu mubah gören bu yaklaşım tam bir Ali’siz Harici tavrıdır.

Çınar’ın kitaplarında Alevi toplumunun bazı bölgelerde Hacılar Bayramı adıyla da andığı ve eskiden beri kutladığı Kurban Bayramını, Luvilerin ‘Ma’ adını verdikleri tanrıçaları için yaptıkları şenlikler ile eşitleyen bir hayal gücü söz konudur.

Türkçeye “aşk” olarak geçen Arapça “ışk” kelimesinin Osmanlı belgelerinin bir döneminde Aleviler için kullanılmasından yola çıkarak, Alevileri 3500 yıl önceki Luvi halkına, Türkçe “ışık” kelimesi üzerinden bağlama pervasızlığı yine Çınar’a aittir. [Işık, aydınlanma, güneş gibi kavramlar, birçok halkta önemlidir ve kutsallığa sahiptir.]

Bugün evlatları hayatta olan ve Ocağı vasıtasıyla soyu devam eden, evliliği olgunlaşma yolunda olmazsa olmaz şartlar arasında sayan Hacı Bektaş Veli’nin kendini hadım ettirdiğini gündeme getirmek de yine Erdoğan Çınar’ın payına düşen bir hadsizliktir.

Özetle, Erdoğan Çınar’ın her satırını hatta her kelimesini okurken tetikte olmak ve hilenin her türüne hazırlıklı olmak gerekir. Okurken bile bu kadar dikkat kesilmemiz gereken bu palavraların üzerinde durup eleştirmek zahmetine değer mi, bundan da emin değilim…

1 Yorum

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz