Bir kötü haberim var, eee sonunda bu alanda bilimsel olarak çalışanlarca bir açıklama geldi. İnsanlara o kadar beyin yakan iddialarda bulundunuz ki, İsviçre-Zürih’te merkezi bulunan Luvi Araştırmaları Vakfı “Aleviliğin” Luvilikle alakasının olmadığını ve asla “torunları” olamayacakları yönünde açıklama yapmak zorunda kalmışlar.

Ne diyelim, dahada komik duruma düşmeyin…

O açıklama:
“Luwian Araştırmaları Vakfı Kurulu’nun Açıklaması

Luvi Araştırmaları vakfının dikkatine, bazı sosyal medya paylaşımlarının Alevi cemaatinin eski Luvilerin torunları olabileceğine dair bir inancı ifade ettiği ortaya çıktı. Alevilere büyük saygı duymamıza rağmen Luvilerle akraba olmaları mümkün değildir. Luvi terimi, Küçük Asya’nın batısında Orta ve Geç Tunç Çağı boyunca var olan şehir devletlerini ve küçük krallıkları ifade eder. Bunlar, en büyük dil grubunu oluşturan Hint-Avrupa kökenli Luvice konuşanlar ile çok etnikli ve çok dilli idi. Luvi hiyeroglif yazısı, MÖ 600’den sonra artık kullanılmıyordu, ancak Luwian dilinin kullanımı Roma dönemine kadar devam etti.

Aleviliğin kökeni Türk kültürüne dayanır. Din, Luvi dilinin ortadan kalkmasının üzerinden bin yıldan fazla bir süre sonra, 13. ve 14. yüzyıllarda Oğuz-Türkmen boylarının Orta Asya’dan (Horasan) Anadolu’ya gelişlerinden sonra yayıldı. Arkeolojik araştırmalar, Luwiler ile bugünün Türkiye’sine göç eden halklar arasında bir bağlantı olduğuna dair hiçbir kanıt sunmamaktadır ve Luwiler ile günümüzün dini toplulukları arasında kesinlikle hiçbir doğrudan bağlantı yoktur.

Luwian Studies, Türkiye’nin şimdiye kadar çok az arkeolojik ilgi gördüğü MÖ 2000 ile 1000 yılları arasındaki dönemi aydınlatmaya yardımcı olmayı amaçlamaktadır.

Vakıf kurulunun bu açıklaması, herhangi bir yanlış anlaşılmayı önlemek için argümanı netleştirmeyi amaçlamaktadır.”

Statement by the Foundation Board of Luwian Studies

Âşk ile

Ali Yenialtun

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz