“Ölüm Hakk Âşıklarının Bayramıdır…
Âşıklar bu dünyadan göçerken
Canlarını yüce Sevgili’ye teslim ederler “
.
Babam Haşim Balaban 1 Temmuz 2015‘de Erzincan’da Hakk’a yürüdü. Erzincan ve çevresi geleneksel Alevi inancının son kuşaklarından olan Haşim Balaban 1 Temmuz 2015 tarihinde “ve sonunda hepiniz/ O’na döneceksiniz” buyruğu gereği Erzincan’da Hakk’a yürümüştü.
Yaşamı boyunca iyi bir insan olmaya çaba gösteren babam Ehl-i Beyt’e o kadar sıdk ile bağlıydı ki Muharrem Yasını annem ile birlikte aralıksız tamam tuttu.
Kendisi 65 sene, annem ise 63 sene tamam tutular .
Ne yazları, ne kışları bu yasa ara vermediler.
Babam, Yas sonlarını Ogundu orucu ile bütünleştirerek genellikle son 3 günü de niyetli geçirirdi.
İbadetini gösteriş için değil, sade ve sessiz yapardı.
.
Ehl-i Beyt sevgisi, yoksulu gözetmek, adil olmak, dünya malına önem vermemek, dürüstlük, Kul Hakkı yememek ve yardımseverlik onun yaşam biçimi idi.
O kadar dürüstü ki yolda para bulsa bile almazdı.
O kadar yardımseverdi ki kendisine açılan eli geri çevirdiği görülmemiştir.
O kadar yol ve inancına bağlıydı ki yıllarca dini hizmetler karşılığı kendisine verilen bağışları cebine koymadan ya yoksullara, ya da kurucuları içinde olduğu Hacı Bektaş Veli Cemevine bağışlamıştır.
.
Hakka yürüdükten sonra evrakları toplarken bir dolabın içinde üst üste birikmiş bağış makbuzları ortaya çıktı. Ancak bu makbuzların neredeyse tümünde teslim eden Haşim Balaban, bağış sahibi ise o civarda bulunan değişik insanların adı yazılı idi. Bu bağış makbuzlarını, dini hizmet için kendisine ücret ödeyenlerin adına kesilmişti.
Kendi parasından yaptığı bağışların çoğunda ise gene kendi ismi yazılı değildi. Bir kısmı daha önce Hakk yürümüş olan dostları, sevdikleri, yakınları adına ödeme yapardı.
Sadaka verdiği lokmaları, bağışların önemli bir kısmını, sanki parayı onlar ödemiş gibi sevdikleri adına yapardı.
Alevi inancının tüm gereklerini yerine getirmeye özen gösterirdi. O yoksulların ve yolcuların cömert ekmek vereni, yolda ve darda olanların umuduydu.
.
Kendisini inancına sıdk ile bağlayan nedenlerden biri de Başköylü Hasan Efendiye büyük bir sadakat ve aşkla bağlanmasıydı.
Hasan Efendi çevremizin gözünde büyük Anadolu Evliyalarından biri idi. Kendisine kelimelerle ifade edilmeyecek kadar derin bağlılıkları vardı.
İnancına o kadar bağlamıştı ki son 2 yıldır dileği Muharrem yas dönemi veya Hızır ayında Hakk’a yürümekti. Bu istekleri yerine gelmedi. Ancak büyük bir aşkla bağlandığı Başköylü Hasan Efendinin Hakk’a yürüme günü olan 1 Temmuz günü ruhunu teslim etti.
.
Tam 2 sene sonra 30 Haziran 2017 günü de diğer babam (YOL BABAM) Şakir Keçeli Baba erenlerimiz Hakka yürüdü. Günü gününe tam 2 sene sonra.
Yol Babam Şakir Keçeli ile bel babam Haşim Balaban’ın Hakk’a yürüme günlerinin günü gününe kesişmelerinin ötesinde her ikisi de inançlarına bağlı, yolda para bulsa bile almayacak kadar dürüst, özverili, sade insanlardı.
Şakir Babam, bilge, üretken, sabırlı, örnek bir insandı. Bilgisini insanlarla paylaşmayı seven bir insandı. Büyük bir yurtsever ve Atatürkçü idi. Siyasi birikimi derin, analizleri isabetli, bilgisinden yararlanmak için zaman zaman insanların baş vurduğu bir alimdi.
İyi bir İslam uzmanıydı. Tüm tarikatları en ince ayrıntısına kadar yakından tanıyan bir değerdi.
Kendi yazdığı çok sayıda kitabı yanında en büyük emeğini Doç. Dr. Bedri Noyan Dedebabanın kendi el yazması klasörlerini satır satır okuyup günümüz Türkçesine uyarlayarak ve kaynaklarını yazarak okuyucuya sunmak oldu. Son aylarda ciddi sağlık sorunları vardı ve buna rağmen yazmaya devam ediyordu.
Şakir Baba, 2 Temmuz 1993’de Sivas / Madımak otelinde yakılarak katl edilen 35 masum insanın müdahil avukatlarından idi. Yıllarca tek kuruş ücret almadan, kendi payına düşen masrafları kendi cebinden karşılayarak onların Hak ve Hukukunu savundu.
Kaderin cilvesine bakın ki yıllarca avukatlık yaptığı 2 Temmuz 1993 Sivas / Madımak mağdurlarının şehit edildiği günün yıldönümünde kendisi de toprağa verildi. Hacıbektaş Belediyesinin katkıları ile kendileri Hacıbektaş’da İz bırakanlar gömütünde adına Anıt Mezar yapılarak sırlandı.

2015’de Bel Babamı, 2017’de de Yol babamı kaybettim. Bütün bu benzerlikler tesadüf olamaz. Onlar Hakk’ı, adaleti, Kul hakkına uzak kalmayı o kadar içselleştirmişlerdi ki, erdemli bir insan onlara ancak imrenerek bakar. Fedakarlıkları karşısında düğmelerini ilikler.
Onlar, tıpkı amcam Mehmet Ali Balaban gibi şöyle diyorlardı.
”Dünya malının değil, insani erdemlerin servetini yapın”.

Ruhu revanları şadu handan ola.

Hz. Allah dostları, Hz. Muhammed nazargâhı, 12 İmam yoldaşları, Hz. Pir gözcüleri ola.

Gerçek Erenler demine Hü Ya Allah Ya Muhammed Ya Ali.

Bu güzel insanların anıları önünde düğmelerimi ilikliyor, Evlatları adına huzurlarında saygı ile eğiliyorum.

Hal Ehline Muhabbetlerimle.

Kazım BALABAN
Viyana

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz