Biz sizin yalanlarınızdan bıktık! Ama siz yalan söylemekten bıkmadınız, Sayın Hüseyin Mat! Döne döne yalan söylemekten, hangi yalanı ne zaman söylediğinizi dahi artık unutmaya başladınız!

Haber şöyle: “Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Avrupa temsilcisi olan DITIB Yurtdışı Temsilciliği üzerinden AABF Genel Başkanı ile görüşme talebini Hüseyin Mat reddetti.”

Federasyon tarafından yapılan açıklama da şöyle:

“T.C. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Avrupa temsilcisi olan, DITIB Yurtdışı Temsilciliği üzerinden AABF Genel Başkanı ile görüşme talebi geldi. AABF Genel Başkanı Hüseyin Mat bu talebi reddetti. AABF olarak, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletinde yeri olmaması gereken ve bu nedenle kaldırılmasının, laiklik ve eşitlik hukuku gereği olan bu mezhepçi kurum Diyanet’in görüşme talebini kabul etmedik. Diyanet İşleri Başkanlığı bizim laikliğe aykırı ve bu nedenle meşru görmediğimiz ve kaldırılmasını talep ettiğimiz bir kurum olduğu, Diyanet İşleri Başkanlığı ve DITIB işbirliğiyle Avrupa Alevi hareketini bölmeye yönelik gönderilen gri pasaportlu dedeler, açılan çakma Alevi kurum ve enstitülerinden dolayı, Diyaneti İşleri Başkanlığı’nın Avrupa temsilcisi olan DITIB’in görüşme talebini kabul etmedik.”

Şimdi, Sayın Mat’ın yalanlarını tek tek ele alalım:

DİYANET’İN TEMSİLCİSİ İLE NEDEN AYNI MASADA OTURUYORSUN?

1. YALAN: “AABF olarak, demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletinde yeri olmaması gereken ve bu nedenle kaldırılmasının, laiklik ve eşitlik hukuku gereği olan bu mezhepçi kurum Diyanet’in görüşme talebini kabul etmedik.”

Yani, Sayın Mat diyor ki, Diyanet ile görüşmeyi kabul etmemesinin nedeni, “demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletinde yeri olmaması”dır!

Bir an, Sayın Mat’a inanacağım ama birden hatırlıyorum ki, Almanya’da da bir Diyanet kurumu var ve adı Dutesche Islam Konferenz (GIK), yani Alman İslam Konferansı. Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu da bu Alman devletinin kurdurduğu İslam kurumunun kurucu üyesi. Daha da önemlisi, AABF ile birlikte o kurum içerisinde Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı’nın resmi temsilcisi DİTİB de kuruluşundan beri kurucu üye olarak yer alıyor!

O halde, 2010 Mayıs ayında resmi çalışmalarına başlayan Alman Diyanet’i Deutsche Islam Konferenz, (DIK) içerisinde aynı masada, yan yana sandalyelerde oturan AABF temsilcisi DİTİB’in “demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletinde yeri olmayan” bir kurumu temsil ettiğini bilmiyor mu?

DİYANET İLE BİRLİKTE ALMANYA’DA İSLAM’I TEMSİL EDİYORSUN!

2. YALAN: “Diyaneti İşleri Başkanlığı’nın Avrupa temsilcisi olan DITIB’in görüşme talebini kabul etmedik.”

Burada bir gerçek var ki, onu hemen teslim edelim: DİTİB’in Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı’nın resmi temsilcisi olduğunu biliyorlar.

Peki, o halde, buradan çıkan sonuç şu mu? Hüseyin Mat sadece Diyanet’e karşı ama onun Alman Diyanet’indeki resmi temsilcisine karşı değil mi? Bu soruyu haklı olarak soracağız. Çünkü mademki, “demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletinde yeri olmaması gereken” Diyanet ile görüşmeyi reddediyorsunuz, o halde, onun resmi temsilcisi ile yan yana gelmeyi, aynı masada toplu müzakere yürütmeyi ve aynı kararlara ve açıklamalara ortak imza atmayı da reddetmeniz gerekmez mi?

Gerekir elbette! Tutarlılık bunu gerektirir. Görüşlerinde samimiyet bunu gerektirir. Gece ve gündüze göre farklı davranmayanlar böyle yapar!

Hüseyin Mat da, aynen selefi gibi, her an duruma göre farklı bir yalan uydurmayı oturduğu makamın gereği mi sanıyor?

İKİNİZ DE ALMAN DİYANETİ’NİN KURUCU ÜYELERİSİNİZ!

Yine, Alman Diyaneti DIK içinde neden yer aldıklarını sorduğumuzda, herkesin gözünün içine baka baka, biz DIK üyesi değiliz, orada sadece gözlemciyiz, demişti! Ve yine yalan söylemişti!

Bu Diyanet ne menem bir şeydir ki, Türkiye’de olunca “demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletinde yeri olmaması gereken” bir kurum oluyor. Ama söz konusu Almanya olunca, AABF koşa koşa kurucu üyesi oluyor?

Gece gündüz, bizim İslâm ile bir alakamız yok, diye konuşanlar, neden söz konusu Almanya olunca tüm Müslüman örgütleri temsil eden Alman Diyanet kurumu DIK’i terk etmeyi düşünmüyorlar?

MÜSLÜMANLARIN TEMSİL EDİLDİĞİ BİR KURUMDA NE İŞİNİZ VAR?

O kurum içerisinde Türkiye Cumhuriyeti Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Almanya resmi temsilcisi DİTİB var, Milli Görüş var, başka daha pek çok İslamî grup/mezhep temsilcisi var! Ama biliyoruz ki, pek çok AABF YK üyesi kendisini Müslüman olarak tanımlamıyor. O halde, Müslümanların temsil edildiği kurumda ne işiniz var, diye soruyoruz. Bu soruyu ya sessizlikle geçiştiriyorlar. Ya da, GIK’in Alman (ama Müslüman olmayan!) başkanı Markus Kerber’e söylediklerini açıklamak gerekirse, bizim Müslüman olmadığımız iddiaları yalandır, diyorlar!

Bakın, ne kadar yalan açıkladım, farkında mısınız? Alevi bir insan bu kadar yalan söyler mi? Yeri geldiğinde Evladı Resul olduğunu, ocakzade olduğunu öne süren birisinin yalan söylediği ortaya çıkarsa ne yapılır? Sağa sola yezit, düşkün diye saldıran arkadaşların bu sorulara da cevap aramasını temenni ediyorum.

YALAN SÖYLEYEN ALEVİ YEZİT MİDİR, DÜŞKÜN MÜ?

Biz atalarımızdan yalan söylemeyi çok fena bir şey olarak öğrendik. Yalancı insanlardan uzak durmamızı öğütleyen büyüklerimizin bize örnek yalancı olarak gösterdikleri kişiler istisnasız Alevi değillerdi! Bizim Alevilik anlayışımızda yalana yer yoktur, yalancıya da!

Bu durumda, şu soru da ciddi bir soru olarak orta yerde duruyor: Sayın Hüseyin Mat bize cevap verebilir mi? Kendisi Müslüman mıdır? Müslüman değilim diyorsa, neden Müslümanları temsil eden Almanya’nın merkezi diyanet örgütünde bulunuyor?

DIK’in müslüman olmayan Başkanı Markus Kerber’e karşı iddia ettikleri gibi, Hüseyin Mat’ın ve AABF yöneticilerinin Müslüman olmadıklarını söyleyenler de Ak Parti’nin adamları mıdır?

BU KADAR YALAN NE İÇİN?

DIK Başkanı’na hakkımızda yalan söylüyorlar diyeceksin, ama dışarı çıkınca bizim İslam ile alakamız yok, diyeceksin!

DIK’ten ayrılmayı düşünmüyoruz diyeceksin, ama soran Alevilere de, iftira, yalan, biz orada sadece gözlemci statüsündeyiz diyeceksin!

On yıldır sayısız karara ve açıklamaya ortak imza atacaksın, ama sonra da Diyanet “demokratik, laik, sosyal bir hukuk devletinde yeri olmaması gereken” kurumdur, reddediyoruz diyeceksin!

Türkiye’de Diyanet kaldırılmalıdır diyeceksin, ama Almanya’da Diyanet’in kurucu üyesi olacaksın!

Bu kadar yalandan başınız dönmüyor mu? Anlaşılan, yalan söylemeyi, Alevileri aldatmayı alışkanlık, hatta hayat felsefesi haline getirmişsiniz.

Şimdi, AABF seçimleri yaklaşırken, Alevi toplumuna kendinizi yeniden pazarlamak için ucuz bir numaraya başvurduğunuz anlaşılıyor! Biliyorsunuz ki, selefinizin eleştirilerini boşa çıkarmak için, “mücadeleci profil” maskesine ihtiyacınız var. Ama bu kez baltayı taşa vurdunuz!

Sayın Hüseyin Mat, Alevi toplumu değerlerine sizin sandığınızdan daha fazla bağlıdır ve ilk seçimde bunu bizzat yaşayarak öğreneceksiniz!

Dipçe: Hüseyin Mat cevap vermek isterse sayfalarımız kendisinin cevap hakkına saygılıdır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz